
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
Öyküler
|
ÖNÜNÜ GÖREBILMEK...
4 Temmuz 1952 günü 34 yasinda bir kadin,Pasifik
Okyonusu'na dalarak , Catalina adasindan ,21 mil batida kalan Kaliforniya'ya dogru yüzmeye basladi. Eger basarili olursa bunu
yapan ilk kadin olacakti.Adi Florence Chadwick olan bu yüzücü, Mans denizini her iki yönde geçen kadindi.O sabah su, vücudu
uyuturacak kadar soguktu ve sis o kadar yogundu ki beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu.Milyonlarca insan televizyonlardan
onu izliyordu;köpek baliklari ve dondurucu sogugun etkisini hiçe sayarak tam 15 saat yüzdü.Yakindaki bir teknede bulunan annesi
ve antrenörü karaya çok yaklatigini ve devam etmesini söylediler.Ama o kendini sudan çikarmalarini istedi.Azimli yüzücü Kaliforniya
kiyilarina yarim mil kala sudan çkmasinin nedenini söyle açikladi: karayi görebilseydim basarirdim.!!! Vaz geçmesinin nedeni
ne soguk nede yorgunluktu.Tek sebep sis yüzünden karay görememesiydi....
|
 |
Bekleyisin Öyküsü
Günler güz yapraklari gibi birer birer dökülürken ayaklarimin dibine, ben
her gece karanliga dikip gözlerimi senin aydinligini bekledim. Sen yoktun... Binlerce adim attim bu kentin sokaklarinda.
Her köseyi, her parki, her agaci ezberledim. Sevdaya bulanmis her kaldirim tasnda senin adini aradim. Sen yoktun...
Evlerin duvarlari birer birer üzerime yikildi. Her bir hücremin acisini ta yüregimde hissederken beni enkazin altindan
çekip alacak elini aradim.
Sen yoktun... Özlem sarklarn ezberledim. Kimini bagira bagira, kimini fisiltiyla söyledim.
karanliga haykirdim hasretimi. Sesimi duyacaksin diye bekledim. Sen yoktun... Senden gelecek bir tek haberi bekledim.
Saatler asirlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüregimin deli bir çaglayana dönen atislariyla açtim. Senden
baska duydugum her seste hep ayni hayal kirikligini yasadim. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düstügümü bedenimi karanligin kucagina uzattim her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
beni çekip almasini istedim. Olmadi. Kaç gece sabah ettim gözlerimi kapamadan, Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim
gelen sensindir diye. Sen yoktun... Her yagmurla birlikte hüzün de yagdi bu kentin üzerine. Bulutlar yalnizligin isaretiydi
benim için. Beni islatan yagmur Olmadi. Ben senin özleminle sirilsiklamdim her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek.
Uzun kistan sonra gelmez dedigim göçmen kuslarin dönüsünü gördüm. Sen yoktun... Her istasyon her otogar adresim
oldu. Bir trenden inersin sandim. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktm. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin
ugramadigi köylere, adi duyulmamis kasabalara gittim. Senden bir iz aradim. Sen yoktun... Denizin sonsuz maviligine
umut bagladim. Koylarda tükettim bekleyislerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine
eslik ettim. Sen yoktun... Gözümden bir tek damla yas akmadi. Onlar sana aitti, sana kalmaliydi. Kimselere söyleyemedim
acilarimi. Bekleyisimin öyküsünü kimselere anlatamadm. Nice firtinalar koptu yüregimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Siginacak
bir liman, yaslanacak bir omuz aradim. Içimi dökecek bir insan aradim. Sen yoktun... Her gece ay paramparça oldu.
Her gece yildizlar birer birer düstü sokaklara. Yildizlari saçina takip gelmeni bekledim. Ay avucunda bana getirmeni bekledim.
Ve bir günes gibi dogup aydinlatmani bekledim bu kapkara dünyami. Ama...
Sen yoktun...
|
 |
HATIRLA BUNLARI
Iyi ol, fakat çok iyi olma, birazcik huysuz ol, fakat çok degil.
Içinden geliyorsa, dua et, eger sana rahatlik veriyorsa, arada bir küfür de et.
Etrafindakilere karsi mümkün oldugu kadar dostça davran, müsfik ol! eger bir gün kötü davranmani gerektirecek
bir durum karsinda kalirsan, bagir, çagir, kir, dök ve unut!
Her zaman gülümse, dudaklarindan tebessüm eksik olmasin, hatta bu bazen acitsa bile.
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak bir parçasinin bile kaçmasina müsade etme!
Yasa, her seyden önce yasa ve sirf tesadüfen bu dünyaya gelmis oldugun için laf olsun diye günlerini geçirme!
Eger gerçek ask taniyacak kadar talihli isen bütün kalbin, ruhun ve vücudunla sev!
Hayatin o sekilde yasa ki, her an kendi kendinin elini skabilesin ve her gün faydali olan hiç olmazsa
ufak bir sey yapki, gecelerin yaklasir yaklasmaz örtülerini üstüne çekip kendi kendine (ben elimden ne geldiyse yaptm) diyebilesin! F.
Collis Wildman
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
BIRLIKTE KAZANMANIN HAZZI...
Birkaç
yil önce, Seattle Özel Olimpiyatlarinda,fiziksel ve zihinsel engeli olan dokuz yarismaci,100 metre için bir çizgide toplandi.Baslama
isareti verilince,hepsi birlikte baslad;bir hamlede baslamadilar belki ama yarisi bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.Yarisa
baslar baslamaz içlerinden genç bir delikanli tökezleyip yere düstü ve aglamaya baslad.Diger sekiz kisi oglanin aglamasini
duydular ve yavasladilar.Daha sonra durdular ve oglanin yanina geri döndüler.içlerinden Down Sendromlu bir kiz egilip oglani
öptü ve bu onun daha iyi hissetmesini saglar dedi. Sonra dokuzu birden kolkola girip bitis çizgisine hep beraber yürüdüler. Stadyumdaki
herkes onlari saatlerce ayakta alkisladi. Orada bulunan insanlar hala bu hikayeyi anlatirlar.Neden?çünkü su tek gerçegi
derinden biliyoruz:bu hayatta önemli olan tek sey,kendimiz için kazanmaktan çok daha öte olan bir sey var;.yavaslamak hatta
rotanizi degistirmek anlamina gelse bile digerlerinin de kazanmasi için yardim etmektir...
SEVGI VE GÜZELLIK "Bebegimi görebilir miyim" dedi yeni anne. Kucagina yumusak bir bohça verildi ve
mutlu anne, bebeginin minik yüzünü görmek için kundagini açti ve sakinliktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebegini seyreden
doktor hizla arkasini döndü ve camdan bakmaya basladi. Bebegin kulaklari yoktu... Muayenelerde, bebegin duyma yetisinin
etkilenmedigi, sadece görünüsü bozan bir kulak yoksunlugu oldugu anlasildi. Aradan yillar geçti, çocuk büyüdü ve okula
basladi. Bir gün okul dönüsü eve kosarak geldi ve kendisini annesinin kollarina atti. Hiçkiriyordu... Bu onun yasadigi
ilk büyük hayal kirikligiydi; Aglayarak "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..." Küçük çocuk bu kadersizligiyle büyüdü.
Arkadaslari tarafindan seviliyordu ve oldukça da basarili bir ögrenciydi. Sinif baskani bile olabilirdi; eger insanlarin arasina
karismis olsaydi. Annesi, her zaman ona "Genç insanlarn arasina karismalisin" diyordu, ancak ayni zamanda yüreginde derin
bir acima ve sefkat hissediyordu.Delikanlinin babasi, aile doktoru ile oglunun sorunu ile ilgili görüstü; "Hiçbir ey yaplamaz
mi?" diye sordu. Doktor "Eger bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapilabilir" dedi. Böylece genç bir adam için
kulaklarin feda edecek birisi aranmaya baslandi.Iki yil geçti bir gün babasi "Hastaneye gidiyorsun oglum, annen ve ben,
sana kulaklarini verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sir" dedi. Operasyon çok basarili geçti ve adeta yeni bir insan
yaratildi. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatinda büyük basarilar elde etti. Daha sonra
evlendi ve diplomat oldu. Yillar geçmisti, bir gün babasina gidip sordu: "Bilmek zorundayim, bana bu kadar iyilik
yapan kisi kim? Ben o insan için hiçbir sey yapamadim... Bir sey yapabilecegimi de sanmiyorum" dedi Babasi, "fakat anlama
kesin, su anda ögrenemezsin, henüz degil..." Bu derin sir yillar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açiga çikma zamani geldi...
Hayatinin en karanlik günlerinden birinde, annesinin cenazesi basinda babasyla birlikte bekliyordu. Babasi yavasça annesinin
basina elini uzatti; Kizil kahverengi saçlarini eliyle geriye dogru itti; annesinin kulaklari yoktu. "Annen hiçbir
zaman saçin kestirmek zorunda kalmadigi için çok mutlu oldu" diye fisildadi babasi "..ve hiç kimse, annenin daha az
güzel oldugunu düsünmedi degil mi?" Gerçek güzellik fiziksel görünüse bagli degildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk,
gördügün seyde degil, asla görünmeyen yerdedir... Gerçek sevgi, yapld bilinen seyde degil, yapildigi halde bilinmeyen seydedir!"
|
|